Bilim ve teknoloji bloğu
küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.05.2014

Karbondioksit Oranları Nisan Ayında Uçtu


Küresel iklim değişikliği
Hawaii'deki Mauna Loa gözlem evi araştırmaların yürütüldüğü yerlerden biridir.

Havaii'deki bir volkanın tepesinde kurulmuş olan Amerikan ulusal deniz ve atmosfer yönetimi (NOAA) gözlem evi tarafından yapılan araştırmalarda bilim insanlarının ön gördüğü gibi Nisan ayı küresel iklim değişikliğinden sorumlu CO2 gazının yoğunluğunun milyonda 400 birimin üzerine çıktığı bir ay oldu.

Bu durum global sera gazı salınımını azaltmaya çalışanlar için sembolik ancak iç karartıcı bir mihenk taşı oldu. Çünkü karbondioksit miktarı arttıkça buzulları eritip sahil şeridindeki birçok şehri su altında bırakabilecek bir iklim değişikliğini durdurabilecek notadan tehlikeli bir şekilde uzaklaşmış oluyoruz.  

Aslında bu mihenk taşı yani 400 ppm üstü CO2 değerleri daha önce Nisan 2013'te kısa bir süreliğine erişilmişti. Bu durum yaklaşık iki ay sürdükten sonra eski haline dönmüştü.

Müteakip verilerin bahsi geçen gözlem evinin kurulduğu 1958 den beri izlendiği ve Nisan ayının her gününde CO2  değerlerinin 400 ppm'nin üstünde olduğu gözlemlendi. Bu durumun kuzey yarı kürede CO2 değerlerinin dönemsel olarak tavan yaptığı Mayıs ayına kadar sürmesi bekleniyor. Haziranın ilk çeyreğinde kuzey yarı küredeki bitki örtüsünün tekrar canlanması ile CO2 miktarının bir miktar azalması bekleniyor. 

küresel iklim değişikliği
800.000 yıllık süreçteki atmosferdeki karbondioksit miktarı değişimleri. Son büyük sıçrama haricindeki tepe noktaları birer buzul çağının başlangıcını simgeliyor.

Mauna Loa data toplama işlemi
başladığında atmosferdeki karbondioksit miktarı sadece 313 ppm idi. Yukarıdaki tabloya göre yılda yaklaşık 2 ppm'ye denk gelen inanılmaz bir dikey çıkışla 400 ppm seviyesi görüldü. Bu durum fosil yakıtların tüketilmesi ile yakından alakalı. Bir CO2 molekülü yüzlerce yıl serbest dolaşabilir, bu da kirlenmenin etkisinin binlerce olmasa dahi yüzlerce yıl hissedilebileceği anlamına geliyor.

Çalışmalar karbondioksit seviyesinin 800.000 yıldır ve büyük bir ihtimalle 15 milyon yıldır bu kadar yükselmediğini gösteriyor. Karbondioksit ve metan gibi sera etkisi yaratan gazlar atmosfere giren enerjiyi tutarak ve geri yansımasını önleyerek ısınmaya sebep olurlar.

Nisan 2014 CO2 ölçümleri

NOAA dönemsel olarak hazırladığı ve global sera etkisi yaratan gazların takip edildiği Sera etkisi Gaz indeksi (AGGI) raporunu yayınladı. Kayıtlar 2012-2013 arasında karbondioksit miktarlarında %1,5 oranında artış olduğu tespit edildi.

Yapılan basın açıklamasında NOAA yetkilileri durumu "Bu atmosferdeki uzun etkili insan kaynaklı sera gazı salınımlarının bir yılda %1,5, 1990'lardan beri ise %34 oranında arttığını gösteriyor." şeklinde özetledi.

NOAA'nn dünya sistemleri araştırma laboratuvarı global izleme bölümü direktörü James Butler "Elektrikli battaniyemizin ısı ayarını sonunda ne kadar sıcak olacağını bilmeyerek açmaya devam ediyoruz." dedi.

Bir iki yıl içinde 400 ppm'lik seviye sürekli bir hal alacak ve bu hızla devam ederse bu yüzyılın sonlarına doğru   CO2 miktarları 450 ppm veya fazlasını görecektir.

Çeviri: C. Caner Telimenli

(Mashable)

1.10.2013

NASA'nın iklim değişikliği tahminleri 2008-2099

27.09.2013

BM raporu: Küresel ısınmadan insan sorumlu

 İsveç'in başkenti Stokholm'de bir haftadır devam eden ve bilim insanları ile 195 ülkeden hükümet temsilcilerinin katıldığı konferansın ardından açıklanan raporda, bilim insanları, 1950'den bu yana küresel ısınmanın temel nedeni olarak "% 95 kesinlikle" insan faaliyetlerini gösteriyor.

 Son 15 yıldır küresel ısınmada gözlenen duraksamanın uzun vadeli bir trendi yansıtamayacak kadar kısa dönemli olduğu vurgulanıyor. Raporda, sera gazı salımının devam etmesinin daha fazla küresel ısınmaya ve
iklim sisteminde çok yönlü değişime yol açacağına dikkat çekiliyor. Bu değişiklikleri sınırlamak için "tatmin edici ve sürekli bir şekilde sera gazı salımının azaltılması" gerektiği vurgulanıyor.

 Stokholm'de bir hafta boyunca devam eden yoğun tartışmaların ardından, küresel ısınmaya dair kapsamlı fiziksel verileri içeren özet, bu konuda tedbir kararları alacak olan yetkililere sunuldu. IPCC raporu, 1950'lerden bu yana iklimde gözlenen değişikliklerin birçoğunun "görülmemiş seviyede" olduğuna ve bu ısı artışının yarıdan fazlasının insan faaliyetlerinden kaynaklandığına dikkat çekiyor. Son 30 yılda dünya yüzeyindeki sıcaklığın giderek arttığı ve 1850'den bu yana -hatta muhtemelen son 1400 yılda- kaydedilenden daha yüksek olduğu belirtiliyor.

 Raporu hazırlayan çalışma grubunun eş başkanı Qin Dahe, "atmosfer ve okyanusta ısınma kaydedildiğini, kar ve buz miktarında azalma olduğunu, ortalama deniz seviyesinde yükselme gözlendiğini ve sera gazı yoğunlaşmasında artış olduğunu" kaydetti. IPCC'nin önümüzdeki 12 ayda yayımlanacak olan 36 sayfalık raporunun ilk bölümü, küresel ısınmanın gerçekleşme şekli ve nedenleri konusunda en kapsamlı bilgileri içeriyor. Rapor, 1998'den bu yana ısı artışında kaydedilen duraksama için "Kısa dönemlere ait kayıtlarda başlama ve bitiş tarihi büyük hassasiyete neden olur ve genel olarak uzun dönemli iklim eğilimlerini yansıtmaz" ifadesini kullandı.

 Ancak raporda, 2007'de ifade edilen 2,0-4,5 derecelik ısı artışı seviyesi 1,5-4,5 seviyesine çekildi.
Küresel ısınmaya karşı uygulanacak önlemleri belirleyecek kurumlar için hazırlanan özet raporda bilim insanları, deniz seviyesinde görülecek yükselmenin son 40 yılda kaydedilenden daha fazla olacağına dikkat çekiyor.

(BBC Türkçe)

20.09.2013

Arktik’te erime rekor seviyede




İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da düzenlenen sempozyumda Cryosat görevindeki yeni verileri sunan bilim insanları, Arktik’teki buzul seviyesinin hem kalınlık, hem de kapladığı alan bakımından önemli ölçüde azaldığını belirtti. İlk verileri 2010-2011 arasında elde edilen çalışma henüz çok yeni olsa da, veriler geçtiğimiz yıl Amerikan Meteorolojik Topluluğu tarafından sunulan raporla aynı sonuçları verdi.
Bilim insanlarına azalan buz yoğunluğu hakkında daha kesin bilgiler sunan Cryosat, uydu görüntüleri aracılığıyla yaşanan olumsuz değişimin boyutlarını gözler önüne serdi. Sempozyumda söz alan İngiltere’nin Leeds Üniversitesi’nden Andrew Shepherd, “Uydular tarafından yapılan ölçümler aracılığıyla, bazı bölgelerde buz kalınlığının diğer bölgelere oranla daha fazla inceldiğini ve son üç yıl içinde hem kış hem de yaz dönemlerindeki buz yoğunluğunun azaldığını tespit ettik” dedi.
Shephard, “2012 kışı sonunda mevcut olan Arktik buzulu 15 bin kübik kilometreden daha azdı. Bu miktar, geçmiş yıllara kıyasla en az buz yoğunluğuna işaret ettiği gibi, kışın buz örtüsünde görülen artışın azaldığını ortaya koydu” ifadesini kullandı.
Digitaljournal sitesinin haberine göre, Cryosat, Arktik buzulları üzerinde Ekim 2010-Nisan 2013 arasında art arda üç ölçüm yaptı. 2013 yazında buzul miktarının rekor oranda azaldığını gösteren en son ölçüm, Kuzey Kutbu’nun hızla eridiğini ortaya koydu.

ERİME HIZI ÜÇ KATINA ÇIKTI


Profesör Shepherd ve NASA’nın Jet İtiş Gücü Laboratuvarı’ndan Dr. Erik Ivins’in başını çektiği araştırma ekibi, 2012 sonunda Science dergisinde yayımlanan araştırmalarında, Antarktika ve Arktik'teki erimenin boyutu hakkındaki belirsizliği sona erdirmişti.
Uydulardan elde edilen bilgiler her iki bölgede de erime hızının düzenli olarak arttığını, 1990’lara oranla buzul erimesinin üç katına çıktığını gösterdi.
Erimelerin 1990’lı yıllarda neden olduğu deniz seviyesi artışı her yıl 0.27 mm olurken, son yıllarda bu sayı 0.95 mm’ye çıktı.
Bilim insanları, Cryosat projesi kapsamında elde edilen verileri 2012-2013’te elde edilen verilerle karşılaştırmaya hazırlanıyor.

(ntvmsnbc)