Bilim ve teknoloji bloğu
antropoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antropoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.07.2013

Kadın Erkek İlişkilerine Mantıksal Bir Bakış



 İnsan olarak 4 temel özelliğe sahibiz diyebiliriz. Karizma, zeka, güç ve dayanıklılık. Kadınlar zeka ve dayanıklılık alanında avantajlıyken erkekler ise güç ve karizma alanında avantajlılar. Zeka alanındaki kadın üstünlüğünün kanıtı olarak kadınların daha sosyal insanlar olması ve okul becerilerinde kız öğrencilerin erkeklere oranla daha başarılı olmasını sayabiliriz.

 Dayanıklılık alanında kadınların doğum gibi zor bir süreci atlatabilmeleri tek basına yeterli bir kanıt. Güç alanındaki erkek üstünlüğü erkeklerin iskelet yapısının kadınların iskeletinden büyük olmasına dayanır. Karizma ise dünyadaki erkek liderlerin fazlalığı göz önüne alındığında erkek üstünlüğü olan bir daldır. Bu özeliliklerin içinde ayrıca bir denge de vardır.

 Zeka konusunda kadınlar üstün olmasına karşın türün en zeki örnekleri erkekler arasından çıkmaktadır. Bu örnekten yola çıkarak her dalda istisnai azınlıklar olabileceği sonucuna varabiliriz. Ataerkil toplumlar olmamızın sebebi ise ilk çağdan beri süregelen hayatta kalma mücadelesinde güçlü erkeğin avlanması ve kabilesindeki diğer bireyleri savunma becerisinin liderlik kabiliyeti ile birleşince diğer özellikleri gölgede bırakmasıdır. Muhtemelen erkekler ava çıktığında geride kalan kadının icat ettiği ateş ve tekerlek gibi buluşlar ancak şimdilerde taktir toplamaktadır.  Aile sistemi de bu şartlar altında kurulmuştur. Erkek kadına koruma sağlarken kadın erkeğe rekabetsiz ilişki şansı tanımıştır.

 Günümüze geldiğimizde bilgi işleme kabiliyetinin öneminin tartışılmaz olduğu ve güvenliğin devlet tarafından sağlandığı bir ortamda kadın üstün çıkmaktadır, erkeğe ihtiyacı azalmıştır. Kapitalist propaganda sayesinde oluşan mükemmel erkek ve kadın figürleri her iki tarafı da gereksiz bir arayışa sürüklemekte, evli olan çiftlerin daha iyisini bulabileceğini düşünüp evliliklerin sonunun gelmesine sebep olmaktadır. Modern çağın getirdiği tüm bu gelişmeler karşısında evlilik gereksiz bir sistem olarak kalmaktadır. Ayrıca buradan kadın ve erkeğin eşit olmasından çok denk olduğu sonucu çıkartılabilir.

 C. Caner Telimenli

10.07.2013

Nüfus Artışı Ve İnsan Genetik Havuzu Üzerindeki Etkileri

deoksiribonükleik asit

                              Deoksiribonükleik asit



 Tarih boyunca insanoğlu doğal seleksiyonun etkisi ile az bir nüfus yoğunluğuna sahip oldu. Çeşitli hastalıklar, vahşi hayvanlar ve doğanın kendisi gibi aktif etkenler en belirgin sebeplerdi. Ancak gelişen teknoloji bu durumu açık bir şekilde değiştirdi.
 Şeker hastalığı artış oranları bu duruma çok net bir örnektir. http://www.diabetes.org sitesine göre yanlızca Amerika’da 20 yaş ve üstü gurubunda her yıl 1.9 milyon yeni şeker hastası ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık çok eski tarihlerden bu yana görülmesine karşın gelişen teknoloji ile beraber azalan iş yükü ve artan yanlış beslenme alışkanlıkları pankreas bezi üzerindeki baskıyı arttırıp hastalığın görünme oranını arttırmıştır. Bir yandan da vak’aların yaşam kalitesi modern tıp sayesinde arttığı için hayatlarına devam eden hastalar genetik faktörlere de bağlı olduğu bilinen bu hastalığı diğer jenerasyonlara geçirip hastalığın dolaylı yoldan yayılmasına istem dışı bir etken olmuşlardır.
 İnsan nüfusunun aşırı artması ile daha önce nadiren ortaya çıkan bazı farklı davranış biçimlerine sahip bireylerin sayısında da artış gözlemlendi. Otistik bireyler buna bir örnek olarak verilebilir. Bazı bilimsel makalelerde bu tip bireylerin ilk çağdan beri var olduğu ve yine bu bireylerin bazı teknolojik gelişmelere on ayak olduğu yönünde teoriler olsa da tıp çevrelerinde bu durumun bir hastalık olduğu yönünde ortak bir kanı mevcut.

CDC Otizm istatistikleri
2000 ve 2008 yılları arasında ABD’de CDC‘nin Otizm istatistikleri.


Yukarıda da görüldüğü gibi 2000 yılında otizm 150 kişide bir  görülürken bu durum 2008 de 88 kişiden birinde görülmeye başlanmış. Bu kısa süre içindeki böyle bir artış tek başına nüfus artışı ve yaşam kalitesinin yükselişi ile açıklanamaz ancak bir etken olduğu söylenebilir.
 Bir başka davranış çeşitliliğine örnek olarak verilebilecek konu da cinsel tercih farklılıklarına sahip bireyler. Bilindiği gibi doğal seleksiyon bir türün ortama uyum sağlayabilen bireylerinin hayatta kalması olarak yorumlanabilir. Ancak bu türün birey sayısı ortamın kaldıramayacağı bir sayıya ulaşırsa ne olur? Bu durumda bu türün üreme kabiliyetini etkileyecek dönüşümler söz konusu olabilir. Bazı kurbağa türlerinin düşük populasyon baskısı altında cinsiyet değiştirdiği biliniyor. Bu değişiklikler fizyolojik değişikler olmasına rağmen aşırı populasyon baskısı altında farklı bir tepki verip sadece psikolojik olarak o türün bir cinsinin karşı cinse olan ilgisini azaltabilmesi de mümkün. Bu durum bir hastalık olmasa da insanda da görüldüğü gibi bazı hormonların dengesinin değişmesi ile oluşabilir.
 Yukarıdaki örnekler çoğaltılabilecek olmakla birlikte bu kadarı bile nüfus artışı ve gelişen teknolojinin insan genetik havuzu üzerinde bir etkisi olduğunu göstermektedir. Nüfus artışı her ne kadar ekonomik olarak gerekli de olsa kontrolsüz bir artış getirdiği kar kadar toplumun üzerine bir yükte bindirmektedir.

 C. Caner Telimenli